BERLİN GEZİMİZDEN ŞARKILI BİR SEYAHATNAME

Berlin seyahatimiz boyunca yaşadığımız hatıraları, gezdiğimiz tarihî mekânları, dost buluşmalarını ve duygularımızı bu kez bir şarkı ve klipte toplamaya çalıştım.
Alexanderplatz’tan Berlin Duvarı’na, Checkpoint Charlie’den Şehitlik Camii’ne, düğün neşesinden Çokay’ın hatırasına kadar birçok anı bu çalışmada yer aldı. Gülbiyke ve Cemil’in misafirperverliği, küçük Mayra’nın Kartal dansı, Berlin’in meşhur döneri, Adlon Hotel’in tarihî havası… Hepsi hafızamızda ayrı bir iz bıraktı.
Berlin bana yalnız modern bir Avrupa başkenti değil; aynı zamanda Soğuk Savaş’ın, göçlerin, ayrılıkların ve yeniden buluşmaların şehri gibi göründü.
Bu kısa klip, işte o günlerin küçük bir hatırası…
İyi seyirler dostlar.


ӘТТЕН ЖАСТАЙ ҮЙРЕНУ КЕРЕК ЕКЕН ДЕГЕН 15 НӘРСЕ

Ыстамбұлда дүниеге келдім. Еуропада біраз жыл еңбек еттім. Электроника мен тарих саласында көп жылдар жұмыс істедім. Бүгінде жасым орта жастан асып барады…
Өмірде адам кейде артына бұрылып қарап: «Әттең, осыны жас кезімде білгенімде ғой…» деп ойлайды екен. Тіпті кейбір сәттерде: «Неге мұны маған ешкім ертерек айтпады?» деп іштей ренжитін кездер де болады екен.
Сол себептен бүгінгі жастар ертең дәл осылай өкінбесін деп, өмірден түйген кейбір ойларымды қағазға түсіруді жөн көрдім. Бұл — ақыл айту емес. Өмірдің үйреткен сабақтары…
Адам жас кезінде өмір ешқашан бітпейтіндей көрінеді. Қуаты әрқашан сақталатындай, ата-анасы үнемі жанында болатындай, денсаулығы ешқашан бұзылмайтындай сезінеді.
Бірақ уақыт өте жылдам өтеді. Бүгінде қырық жастан асқан көптеген адамдардың айтатын ортақ сөзі бар: «Кейбір нәрселерді жас кезімде үйренуім керек еді…» Өйткені адамның мінезі, әдеттері және өмір жолы көбіне жастық шақта қалыптасады. Міне, жас кезде үйрену керек ең маңызды нәрселердің кейбірі:
1. Уақыттың қадірін үйрен

Devamı…


Berlin’de Mustafa Çokay ile İlgili Tarihi Hatıralar

Mayıs ayının serin bir sabahında uçağımız Berlin semalarına inerken, Avrupa tarihinin en dramatik şehirlerinden birine geldiğimizi hissediyordum. Havaalanında bizi yeğenimiz Gülbiyke karşıladı.  Daha ilk dakikalarda, bu seyahatin yalnızca turistik bir gezi olmayacağını anlamıştım. Çünkü Berlin, yalnızca Çokay’ın naaşının bulunduğu bir şehir değil; hissedilecek, düşünülecek ve özellikle tarihle konuşulacak bir mekândı.

Bu seyahatin önemli sebeplerinden biri, Paris’ten de akrabaların geldiği Sadık Yiğit ağamızın torununun düğünüydü. Berlin’de yaşayan Sema ve Şener ailesi düğün sahipleriydi. Dünürleri Emel Hanım ve Adnan Bey de hanımın akrabalarındandı. Düğünde yalnız insanlar değil, hatıralar da buluşmuş gibiydi. Kazakça konuşmalar, eski göç hikâyeleri, Avrupa’daki gurbet hayatı ve aile bağları aynı sofrada birleşiyordu.

Devamı…


BÜYÜK TÜRK TARİHÇİSİ ZEKİ VELİDİ TOGAN ÖTÜKEN ÖZEL SAYISI

Ötüken dergisi 209. son sayısını Genel Türk Tarihinin kurucusu Ord. Prof. Dr. Zeki Velidi Togan’a hasretti. Bu özel sayıda bizim de bir makalemiz yer aldı.

Türk düşünce hayatının en köklü dergilerinden Ötüken, yeni sayısını (Sayı 209) Türk tarihçiliğinin öncü ismi Zeki Velidi Togan’a ayırdı. Kapak konusu “Büyük Türk Müverrihi Zeki Velidi Togan” olan bu özel sayı, onun hayatını, fikirlerini ve Türk dünyasına katkılarını farklı yönleriyle ele alıyor.

📖 Özel sayıda, onun oğlu ve kızı Prof. Dr. Subidey Togan ve Prof. Dr. İsenbike Togan’ın yanı sıra, bizim “Zeki Velidi Togan’ın Kazakistan Yakın Tarihine Katkıları” başlıklı makalemiz de yer almaktadır.
Devamı…


AYDA KAZAK ARAYAN KAZAK ASTRONOT

Bundan birkaç ay önce Astana’da bir bilimsel toplantı için gittiğimde, toplantıdan artan zamanlarımda, oradaki akrabalarımı ziyaret ettim. Evlerine gittim.
Uzun süre görmediğim akrabalarımla sohbet ettik. Yemek yedik. Yemeğin sonunda büyüklerimin duasını aldım. Anamdan babamdan öyle öğrendim: Akrabalarla ilişkileri güçlü tutmak, büyüklerin hayır duasını almak.
Peygamberimizin de hadisi var: Ölen anana, babana sevgi ve saygını göstermek istiyorsan, onların hayattaki akraba ve dostlarını ara, hatırlarını sor. İslam dini sıla-ı rahim dediği akraba ilişkilerini teşvik etmektedir.
Türklerde dünyanın hiçbir milletinde olmayan akraba sevgisi ve güçlü ilişkileri vardır. Bu ilişkiler Türk dünyası içinde de Kazaklarda ileri derecededir. Bu yüzden Kazak dili akrabalık isimlerinde çok zengindir.
Kazaklardaki akraba sevgisini betimleyen bir fıkrayı Sovyet döneminde, 1980’lerde duymuştum ve hiç unutmadım. Sizlere de anlatayım.
Fıkra bu ya, Kazak, Rus ve Amerikalı üç astronot uzay gemisinde aya seyahat ediyormuş. İçlerinden biri demiş ki, yol uzun, vakit geçsin. Sohbet edelim. Aya niçin gidiyoruz, amacımız ne, herkes anlatsın.

UNESCO’DAN ANLAMLI KARAR: 15 ARALIK “DÜNYA TÜRK DİLİ AİLESİ GÜNÜ”

Niçin 15 Aralık Türki dili günü seçildi. Çünkü, 15 Aralık, insanlık tarihinin en önemli dil keşiflerinden birine sahne oldu. O gün ünlü Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen, Orhun Vadisi’nde bulunan ve yüzyıllar boyunca gizemini koruyan Orhun Yazıtları’nı ilk kez çözdü.

Thomsen’den önce yazıtları kimse okuyamamıştı. Dolayısıyla bu kitabelerin hangi halka ait olduğu bilinmiyordu; kimileri Moğol, kimileri Çin ya da Fin-Ugor kökenli olduğunu öne sürmüştü. Ancak Thomsen’in çözümüyle, bu yazıların Türk milletine ait olduğu kesinleşti ve böylece bu yazıtların Türk dilinin en eski yadigarlarından biri olduğu ortaya çıktı. Devamı…


ҚАЗАҚСТАН 2027 ЖЫЛҒЫ ТАЭКВОНДОДАН ӘЛЕМ ЧЕМПИОНАТЫН ӨТКІЗЕДІ!

Қазақстан 2027 жылы Түркістан (Орталық Азия) үшін алғаш рет таэквондодан әлем чемпионатын өткізеді.
Дүниежүзілік таэквондо федерациясының Қытайдың Уси қаласында өткен отырысында қабылданған бұл шешім Қазақстанның халықаралық спорт қауымдастығындағы беделінің артуын көрсетеді.
Чемпионат Астанада өтеді және 2028 жылғы Лос-Анджелес Олимпиада ойындары алдында Қазақстанның жекпе-жек спортындағы дамуын бейнелейді. Дүниежүзілік таэквондо федерациясының президенті доктор Чунгвон Чоу айтқандай, Қазақстан соңғы жылдары іс-шараларды ұйымдастырудағы жетістіктерімен үлгілі елге айналды.

Бұл маңызды жаңалық Қазақстандағы таэквондо қауымдастығы үшін мақтаныш қана емес, сонымен қатар қажырлы еңбек пен көрегендіктің жемісі. Өйткені бұл спорт түрінің негізін Қазақстанда бірнеше жыл бұрын марқұм 6-шы дан таэквондошы Мұстафа Өзтүрік қалаған.
Devamı…


KAZAKİSTAN 2027 DÜNYA TAEKWONDO ŞAMPİYONASI’NA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK!

Kazakistan, 2027 yılında Dünya Taekwondo Şampiyonası’na ev sahipliği yaparak Türkistan’da (Orta Asya’da) bir ilki gerçekleştirecek.

Dünya Taekwondo Federasyonu’nun Çin’in Wuxi kentinde yaptığı toplantıda alınan bu karar, Kazakistan’ın uluslararası spor camiasındaki artan saygınlığının bir göstergesi oldu.
Şampiyona Astana’da düzenlenecek ve 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları öncesinde, Kazakistan’ın dövüş sporları alanındaki gelişiminin sembolü olacak. Dünya Taekwondo Federasyonu Başkanı Dr. Chungwon Choue’nin de belirttiği gibi, Kazakistan son yıllarda düzenlediği organizasyonlardaki başarısıyla örnek bir ülke hâline geldi.

Bu büyük haber, Kazakistan’daki taekwondo camiası için sadece bir gurur değil, aynı zamanda bir emek ve vizyonun meyvesidir. Çünkü bu sporun temelleri Kazakistan’da bundan yıllar önce, 6. Dan taekwondocu merhum Mustafa Öztürk tarafından atılmıştı.

Devamı…


EĞER YAPAY ZEKA KAZAK GELİNİ OLSAYDI?!

Yapay Zekaya şöyle bir soru sordum:
– Yapay Zeka, sen bir Kazak gelini olsan, kayın pederin ve kardeşlerinin adları Kavunbey, Karpuzbey, Parabey, Uçakbey olsa, onların adını söylememek için hangi sıfatları kullanırdın?
Çok zekiymiş ne demek istediğimi anladı ve hemen şöyle cevap verdi:
– Sayın Profesör A. Kara, bu ne hoş ve eğlenceli bir soru! Ben bir Kazak gelini olsaydım ve kayınpederim ile kayın ağalarımın isimleri şöyle olsaydı:

Devamı…


MERHUM ENVER PAŞA HAKKINDA HATIRALARDA KALANLARDAN KESİTLER (1922 – 8. AĞUSTOS – 1932)

Merhum Enver Paşa’nın şehit düşmesinin üzerinden on yıl geçti. Onun sureti hafızamızda derin bir şekilde yer etmiş olup, vefatının bizleri ne denli derinden etkilediği öyle büyüktü ki, sanki aradan on yıl değil, sadece on ay, ya da on hafta geçmiş gibi hissediyoruz.

1921 sonbaharında Enver Paşa’nın aniden Buhara şehrinde ortaya çıkması, biz Türkistanlıların anavatanımızı düşman işgalinden kurtarma yolundaki mücadelemize yeni bir ivme kazandırdı. Bu gelişme, zafer umudunu yeşertti. Zengin askerî tecrübesi ve şahsi cesareti, ki bu nitelikler Türkistan isyancılarını etrafında toplayarak kendi liderliği etrafında birleştirmek için son derece gerekliydi ve Enver Paşa’nın kişiliğinde mevcut idi.

Eğer Enver Paşa, 1918–1919 yıllarında, bölgenin büyük bir kısmı henüz Sovyetler Birliği’ne katılmamışken, Sovyet egemenliğindeki yerlerde geniş çaplı isyanlar yaşandığı dönemde Türkistan’a gelmiş olsaydı, o zaman anavatanımızın kaderi belki de çok farklı şekilde şekillenebilirdi. 1918–1919 yıllarında uğradığımız yenilginin sebebi yalnızca Rus Bolşeviklerinin silahlı gücü değildir; aynı zamanda bizim yeterince örgütlü ve cesur olamayışımız ve millî mücadelemizi sistemli ve kararlı bir şekilde yürütemeyişimiz de bu yenilginin önemli nedenleri arasında yer almaktadır.

Devamı…